Sana yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma

eemmppaattiiEskilerin söylediği özlü sözler üzerinde biraz düşünüldüğünde ne kadar çok şeyi özetlediğini ve ne kadar önemli noktalara değindiğini fark ediyor insan. İlkokul yıllarında anlatılan, öğretilmeye çalışılan özlü sözlerden biri ”sana yapılmasını istemediğini sende başkasına yapma”. Şimdilerde çok klasik çok klişe geliyor insanlara ama hayatın içinde yaşadıkça, öğrendikçe, insanlarla ilişkilerini daha anlamlı hale getirmeye ve dostluklar oluşturmaya çalıştıkça bu klişe sözün manasını çok daha iyi anlıyor.

Bu özlü sözü biz ne kadar uygulamaya çalışsakta olayın bizde bitmediği ve birde karşı tarafın davranışları dikkate alındığında anlaşılıyor ki uygulaması pekte kolay değil. Siz ne kadar size yapılmasını istemediğiniz şeyi yapmamamakta dikkatli olsanız da karşınızdaki şahsi muhterem kişiler bunu hiiiiççç dikkate bile almadan kendi doğrusuyla hareket edip, size göre yanlış olan birşeyi size uygulayabiliyor.

Bilmiyorum atalarımız bu özlü sözü söylerken ‘’empati’’ kavramını biliyorlar mıydı?:) Bu klişe sözün özünde çok duyduğumuz çok kullandığımız bir kelime olan empati var bence. Empati, bir insanın, kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamasıdır diye tanımlanıyor en sade haliyle. Yaptığımız hareketlerin sonuçlarının ne olacağını düşünmemizde, sorgulamamızda çok faydası var empatinin. Bu sonuçlar başka neleri doğururu, kimler nasıl etkileniri düşünerek davranışların frenlenmesinde başrol oynuyor. Empati karşılıklı yapıldığı takdirde amacına ulaşan davranış biçimi, aksi halde ne kadar uygulamaya çalışsak da, mahkemede herkese sende haklısın diyen Nasreddin Hoca hissiyatına mazhar olmaktan başka bir işe yaramayabiliyor.

Empati konusunda özellikle dikkatimi çeken husus şudur; bazı kişiler empatiyi karşıdan beklerken genellikle kendileri bunu yapmayı unuturlar ya da unutmayı tercih ederler. Bilge bazı arkadaşlar karşısındaki kişi ona yanlış gelen birşey yaptığında o kişiyi yerden yere vurup, bunu yaparken veya söylerken benim ne düşüneceğimi nasıl kırılacağımı tahmin etmeliydi diye yorumlarken, aynı davranışı kendisi yaptığında ise; böyle hissettim ve bu nedenle yaptım veya söyledim. Eğer düşündüğümü söylemeseydim ve yapmasaydım yalan söylemiş ve yanlış davranmış olurdum ki bu hiç bana göre değil. Ben düşüncelerimi açıklıkla paylaşmaktan yanayım diyebiliyor. Bu durumda karşısındaki kişinin ne düşündüğü onun için önemli değildir, önemli olan kendi düşündüğü ve düşündüğünü yaparak tatmin olmasıdır.

Empati doğuştan kazanılır deniliyor. Yanında bir bebeğin ağladığını gören diğer bebek ağlamaya başlar, yere düşen arkadaşının dizinin kanadığını gören çocuk dizini sıvazlar vs. Ben ise bazı kişilerin emptayi doğuştan, bazılarının ise sonradan, bazılarının ise kazandığını sanıp ne kadar çabalasa da empati adına hiç birşey öğrenemediklerini düşünüyorum. Çünkü bu kişiler o kadar çok ben merkezcil yaşıyorlar ki karşısındaki kişiler umurlarında bile değil. Tabi bunu herkes için bu şekilde uygulamayabiliyorlar. Çok çok değer verdiği insanlar için empatik olmaya çalışabiliyorlar ama diğerleri yani çevresindeki diğer kişiler hiç önemli değildir onlar için. Önem verdikleri kişileri kaybetmeme duygusu (yine kendi egoları vardır ön safhada) nedeniyle empatik olmaya çalışırlar.

Bu noktada önemli olan da zaten kişinin iletişim kurduğu insanların hepsi ile bunu başarmaya çalışmasıdır.

Bu demek değildir ki ben hep karşımdaki kişinin hassasiyetine göre kendimi kastırmalı ve ona göre davranmalıyım. İnsan empati kurcam diye de kendini yok edecek, silecek kadar baskı altına almamalıdır elbette. Kendini tamamen başkasının yerine koymaya çalışırken insan kendisi olmaktan çıkabilir. İşte burada önemli olan empati yapılırken dengenin iyi ayarlanmasıdır, aksi takdirde ihtiyaç gibi görünüp zamanı geldiğinde insana zarar veren bir alışkanlığı; farkında olmadan beraberinde ödün vermeyi getirebilir.

Özetle diyebilirim ki; empatinin fazlası paranoya, azı da egoizme yol açıyor. Kişi karşısındaki kişilerin hassasiyetlerini dikkate almalı. Onun için hiç önemli olmayan şey karşısındaki kişi için hayatının anlamı olabilir. Şayet o kişilerle ile ilişkisini devam ettirmek istiyorsa, onların bu hassasiyetlerine önem vermeli onları ezip geçmemelidir. Eğer bunu yapmıyor ise birde bakar ki yanında hiç kimse yok. Bütün olanlara rağmen hala kendini sorgulamıyor, yanlışı nerede yaptığının farkına varmıyorsa bu daha da vahimdir. Çünkü kendisi bile yolunun sonunu görememektedir.

Share On Facebook
Share On Twitter
Share On Google Plus
Share On Youtube
Contact us